2- Daveti Engelleme Çabaları

            

            Resülullah tebliğ davetini yapmaya başladığında, ayetleri kulaktan kulağa duyan müşrikler, yeni dinde üstünlüğün, soyla sopla değil, takva ile ölçüldüğünü öğrenince, Resülullah’ı müşriklere karşı koruyan amcası Ebü Talîbe, içinde Ebû Cehîl'in de bulunduğu Kureyş müşriklerinin ileri gelenlerinden bir komisyon gelerek " Ey Ebu Talib! kardeşinin oğlu bizim tanrılarımıza sövdü, dinimizi ayıpladı, babalarımızı sapıklıkla itham etti. Onu korumaktan vazgeç ya da bırak kozumuzu paylaşalım" dediler. Ebü Talib, uygun sözler söyleyerek onları geri çevirir.[159] 

            Müslümanlara karşı düşmanlığını azgın bir tavırla devam ettiren Ebû Cehîl, Müslüman olan bir kişi gördüğünde, şayet o kişi makam ve mevki sahibi ise, onu rezil etmeye uğraşır, " Babanın dinini terk ettin halbuki, onlar senden daha hayırlıydı, senin bu düşünü bozacağız, görüşünü çürüteceğiz, şerefini zay edeceğiz " şeklinde caydırıcı sözler söylerdi. 

Müslüman olan kişi tüccar ise, " ticaretini batıracağız malını zarar ettireceğiz " şeklinde tehdit ederdi. [160]

Müslüman olan kişi zayıf, kimsesiz bir kimse ise ona her türlü eziyeti ederdi. Kölelerinden Müslüman olan   Zinnire'yi döve döve kör ettiği söylenmiştir. [161]

Ebû Cehîl, cefa ve eziyet yapmakla kalmamış, sahabeden Amr'ın annesi Sümeyye'yi mızrak darbesiyle şehit etmiştir. [162]

Azgın Ebû Cehîl, Müslüman olan kardeşi Seleme'yi, Habeşistan'a hicretinden Mekke'ye döndüğünde, döverek hapis ederek, günlerce aç ve susuz bırakmıştır. Hz. Peygamber (s.a.v.), çektiği eziyetlerden dolayı Seleme'ye hususi olarak dua etmiştir.[163]

            

            Ebû Cehîl, kişileri İslam’dan çevirmek için bazen de para unsurunu kullanmış, kişilere rüşvet teklif etmiştir. Hz. Ömer'le Medine'ye hicret etmeye çalışan Amcasının oğlu olan Ayaş b. Rebîa'ya, malının yansını teklif ederek bu işten vazgeçmesini istemiştir. [164]

Diğer bir rüşvet teklifini de Velîd b. Muğîre'ye yapmıştır. Muğîre, Resul’un yanına gelip Kuran’dan bazı ayetler dinleyince kalbi yumuşamış, Müslüman olmaya ramak kalmıştı. Bunu duyan Ebû Cehîl, hemen harekete geçip rüşvet silahım kullanarak, Velîd’e, " Kavmin para toplamış sana verecekler" diyerek kalbini İslam’dan soğutmaya çalışmıştır. [165]

            İnsanlara son nefesinde bile rahat vermeyen Ebû Cehîl, Resul’un amcası Ebü Talib'in vefatı esnasında eski dininde kalması için baskı yapmış ve bunda da muvaffak olmuştur. [166]

Kureyş'in  Müslümanlar   aleyhinde geliştirdiği " Kuşatma ve boykot " operasyonunun fikir babalarından biri de Ebû Cehîldir.[167]

 

    3- Alaycılığı ve Böbürlenmesi

 

            Ebû Cehîl, her fırsatta Resül'le, Kuran’la alay etmekten geri kalmamıştır. Bir gün Kureyş topluluğuna seslenerek; “ Ey Kureyşliler! Muhammed size azap edecek cehennem görevlilerinin 19 kişi olduğunu zannediyor. [168] Halbuki siz onlardan çoksunuz. Sizden yüz kişi onlardan bir kişiyi tutmaktan aciz mi? “ diyerek ayetlerle alay etmiştir. [169] 

            

            Ebû Cehîl, Duhan 33-34. ayetlerinde geçen ve günahkarların yemeği olarak zikredilen zakkum ağacıyla da alay ederek, " Muhammed cehennemde zakkum olduğunu söylüyor, halbuki zakkum, hurmalı kaymaklı tirit gibidir." demiştir. [170]

Umevî'nin Meğazisinde Esbat kanalıyla... İkrime'den rivayet ettiğine göre, Allah Resul’ü (s.a.v.) Ebû Cehîl'e uğrayıp, Allah-u Teala sana; " Gerektir sana bela gerek! Yine gerektir sana bela gerek! " [171] dememi bana emretti der. Bu sözleri kendisine iletince Ebû Cehîl, " Bana karşı sen ve arkadaşın hiçbir şey yapamazsınız. Çok iyi bilirsin ki, Mekkelilerin en güçlüsü benim. Ben Azîz ve Kerîm olanım" dedi. Allah-u Teala da onu Bedir günü katledip zelil kıldı. Kendi sarf ettiği kelimelerle onu aşağılayıp " Tat bakalım hani güçlü olan, değerli olan yalnız sendin" [172] ayetini inzal buyurdu.[173]

            

            Ebû Cehîl'in İslam'ı kabul etmemesinde; kibir ve gururu, kendini ulu bir kişi sayması, arzu ve heveslerine aşın düşkünlüğü, haset ve kıskançlığı, kin ve nefreti, törelerine olan asabiyeti büyük rol oynamıştır. 

            

            Ebû Cehîl'in bu vasıflarını, hakkında inen ayetlerden de açıkça görmekteyiz. [174]

" Seni gördükleri zaman, mutlaka seni, eğlence konusu yapıyorlar. Allah bunu mu peygamber olarak göndermiş? diyorlar.” [175] "Her yalancı günah yüklü kimseye yazıklar olsun! Allah 'ın ayetlerim kendisine okunduğunu işitir de sonra büyüklük taslayarak sanki hiç onları işitmemiş gibi (küfründe) direnir. Onu acı bir azap ile müjdele " [176]

 

            Kurtubî'de geçtiğine göre " Ebû Cehîl, bir gece Kabe'yi Velîd b. Muğîre ile tavaf ederken Resul hakkında konuşmaya başladılar. Ebû Cehîl, Vallahi, ben onun doğru söylediğin! biliyorum deyince, Velid, süs, bu konudaki delilin nedir der. O da. Ey Abdu Şems, biz onu geçliğinde güvenilir, doğru diye isimlendiriyorduk. Aklı kemale erdiğinde, rüştünü ispat ettiğinde ise deli diyoruz. Vallahi ben, Onun doğru konuştuğunu biliyorum. Velid, onu tasdik etmene ve ona iman etmene ne engel var ki, diyince, Ebû Cehîl; “ Kureyş'in kızları Ebü Cehîl bozguna uğrayıp Ebü Talib'in yetimine mi inandı, diye konuşsunlar? Lat ve Uzza'ya yemin olsun ki, hiçbir zaman ona tabi olmam, diye cevap verir.[177] Mukatil der ki: Onun bu sözü üzerine şu ayet indi. "Heva ve hevesini tanrı edinen ve Allah'ın (yanındaki) bir bilgiye göre saptırdığı, kulağını ve kalbini mühürlediği gözünün üstüne de perde çektiği kimseyi gördün mü? Şimdi ona Allah 'tan sonra, kim doğru yolu gösterecek. Düşünmüyor musunuz " [178]

 

            Hz. Peygamber (s.a.v.) efendimizi öldürmek fikrini ortaya atan kişi yine odur.

Kureyş müşriklerinin ileri gelenleri, İslam’ın lehine olan gelişmelerden aşın derecede rahatsız olunca Darünnedve'de toplanmaya karar verdiler. Bu toplantıya Kureyş'in bütün ileri gelenleri katıldığı gibi Şeytan da Necid'li bir ihtiyar kılığında katılmıştır. Darünnedve' de ileri sürülen görüşlerin hiç birini beğenmeyen ihtiyar, Ebû Cehîl'in fikri için " İşte gerçek söz bu adamın sözüdür. Bundan başkasının sözünü uygun görmüyorum" demiştir. [179]

 

    4- Fitneciliği ve Sonun Başlangıcı

 

            Kureyş müşriklerinin ileri gelenleri, kısa bir zaman diliminde helak edilecekleri rüya yoluyla Atike binti Abdulmuttalib'e gösterilmişti. Atike, rüyasında deveye binmiş bir adam gelip Etbah (denilen bir mekan)da durduktan sonra yüksek sesle, "Ey vefasız cemaat! üç güne kadar muharebe meydanına, vurulup düşeceğiniz yerlere yetişiniz!" diyerek üç kere bağıran bir adam görmüştür. Bu rüya her ne kadar gizli tutulmaya çalışılmışsa da yayılmıştı. Ertesi gün Ebû Cehîl, her zamanki görevini yaparak olayı kızıştırmaya başlamış ve Abbas'ı çağırarak ona, "Ey Abdulmuttalib oğulları! sizin şu kadın peygamberiniz de ne zaman türedi?" diye sorar. Abbas'a, "siz erkeklerinizin peygamberliklerine kanaat etmediniz de kadınlarınız da mı peygamberliğe kalkıştı?" diyerek ve bir çok hakaret yaparak ortalığı kızıştırmış ve olayı fitne olarak tüm Mekke'ye yaymıştır.[180]

 

            Bedir savaşına, müşriklerin katılması için tüm gayretlerini kullanmış, bu savaş sebebiyle Muhammed ve dininden kurtulacağını iddia etmiştir. Hatta bir ara Kureyş'li müşriklerden bazıları savaştan vazgeçer gibi olunca Şeytanla iş birliği yaparak olayı yeniden yoluna sokmuş Hicret'in ikinci yılında kendi sonunu da hazırlayacak olan, Bedir savaşı için defler eşliğinde büyük bir cümbüşle yola çıkmışlardır. [181]

Ebû Cehîl, kızıştırma ve ifsat etme işini, savaşın en sıcak anlarında bile terk etmemiştir. Savaş başladıktan bir müddet sonra müşriklerin ileri gelenlerinden öldürülenler olunca saflarda gevşeme olmaması için, Ebû Cehîl "Siz, Utbe'nin, Şeybe'nin, Velid'in ölmelerine bakmayınız. Onlar çarpışacakları sırada acele ettiler, boş yere öldüler. Yemin ederim ki bu gün Muhammed ve ashabını tutup urganlarla bağlamadıkça, dönmeyeceğiz. Sizden her biriniz, onlardan birini öldürebilirsiniz. Fakat siz onları öldürmeyip yakalayacaksınız, dinlerinden ayrılmak için yaptıkları şeylerin, ne demek olduğunu onlara öğreteceğiz." Demiştir. [182]

Ebû Cehîl savaş esnasında, çarpışırken birazdan helak olacağından habersiz şu " Recez (şiir)'i " okuyarak öğünüyordu.

 

Sen en şiddetli, en dehşetli çarpışmada,

En kuvvetli, en yiğit yaştaki deve ile benden intikam alamazsın.

Anam beni bu günler için doğurdu. [183]

 

            Ebû Cehîl'in öldürülmesi:  

            Abdurrahman b. Afv der ki; "Bedir günü, ben harp safında durup sağıma soluma baktığım zaman, Ensar'dan iki delikanlı gözüme ilişti. Onlardan biri, beni göz ucuyla süzdü ve "Ay amca sen Ebû Cehil'i tanır mısın ?" Bende evet, tanırım dedim. Ve "Ey kardeşimin oğlu sen onu ne yapacaksın ? " diye sordum. O da," Bana haber verildi ki, o kişi Resülullah'a sövermiş. Varlığın kudreti elinde olan Allah'a yemin ederim ki, onu bir görecek otursam, ikimizden ecele en yakın biri ölmedikçe onun peşinden ayrılmayacaktır. Gencin bu sözünü doğrusu merak ettim. Diğer gençte, beni göz ucuyla süzerek, bana ötekisinin söylediği gibi söyledi. Bu sırada gözlerim, hiç bir tarafa takılmadan müşriklerin içinde ileri geri dönüp duran Ebû Cehîl'e ilişince, " işte bana sormuş olduğunuz Ebû Cehîl dedim." Onlar da hemen, kılıçlarına sarıldılar. Ona doğru seğirtip gittiler. Muavviz ile Avf Ebû Cehîl'e vurdular. Fakat onu öldüremediler. Bunun üzerine Ebû Cehîl onların üzerine yürüdü. Onları şehit etti. [184]

 

            Muaz b. Amr b.Cemuh der ki: " Müşrikler Ebü Hakem (Ebû Cehîl), erişilmez yerdedir diyorlardı. Onların bu sözünü işitince ona doğru gittim.Yanına sokulmak imkanını bulunca, üzerine saldırıp bir vuruşta bacağının yarısını ayağı ile birlikte kestim. Vallahi vurulunca onun yere düşmesi, Hurma çekirdek yemini döven taşın altından çekirdeğin sıçramasını andırıyordu ! O sırada Ebû Cehîl’in oğlu İkrime, kılıcı ile elimi kolumu omuzumdan kesti. Elim yanımda, derisinden sallandı kaldı. Çarpışmanın şiddeti, bana onu unutturdu. O gün kesik elimi arkama atıp hep çarpıştım durdum. Bana zahmet verince de, ayağımı üzerine bastım sallanan elimi koparıp attım. [185] Muaz  b.Afra, Ebû Cehîl'i yaralanmış bir halde yerde görünce, kımıldayamayacak bir hale getirinceye kadar ona kılıçla vurdu. " Muaz b.Amr b.Cemuh" ile "Muaz b.Afra" Peygamberimizin huzuruna geldiler. Ve hadiseyi anlattılar. Hz. Peygamber (s.a.v.) onlara "Ebû Cehîl'i hanginiz öldürdü?" diye sordu. İkisi de "Ben öldürdüm!" dedi. Hz. Peygamber (s.a.v.) onlara "Kılıçlarınızı sildiniz mi?" diye sordu." Hayır silmedik!" dediler. Bunun üzerine Peygamber (s.a.v.), onların kılıçlarını gözden geçirdi, " îkiniz de, öldürmüşsünüz" buyurdu. Fakat, Ebû Cehîl'in ele geçen kılıcını ve eşyasını Muaz b.Amr b.Cemuh'a verdi. [186]

 

            EbuCehîl'in Ölürken Bile Böbürlenmesi ve İbni Mes'ud Tarafından basının kesilmesi :

 

            Peygamber (s.a.v.) : "Acaba Ebû Cehîl ne yaptı, ne oldu? Kim gidip bir bakar?" diyerek, ölüler arasında onun araştırılmasını emretti. [187] Aradılar bulamadılar. 

 

Peygamber (s.a.v.): "Arayınız, onun hakkında sözüm var. Eğer, siz, onun ölüsünü teşhis edemezseniz, dizindeki yara izine bakınız. Bir gün ben ve o, Abdullah b. Cudan'ın ziyafetinde bulunuyorduk, îkimiz de gençlik. Ben ondan biraz büyükçe idim. Sıkışınca onu ittim iki dizi üzerine düştü, iki dizinden biri yaralandı ve bu yaralanmanın izi, uru, dizinden kaybolmadı" buyurdu. [188] 

 

Bunun üzerine İbni Mes'ud, Ebû Cehîl'i aramaya gitti. Onu son nefesinde buldu ve tanıdı. Kendisine "Ey Ebû Cehîl sen misin?" dedi. Boynuna ayağıyla bastı. Sakalını tutup çekti. "Ey Allah'ın düşmanı! Allah nihayet seni hor ve hakir etti mi? " dedi. Ebû Cehîl, "Ne diye hor ve hakir edecek, sizin öldürdüğünüz adama üstün bir kimse daha var mı? [189] Onların benim gibi bir adamı öldürmelerinden benim için arlanacak ne var? Ey koyun çobanı! Allah seni hor ve hakir etsin! Sen, çıkılması pek sarp bir yere çıkmışsın! Sen bana bu gün, zafer ve galibiyetin hangi tarafta olduğunu haber ver !" dedi. 

İbni Mes'ud, "Allah ve Resulünün tarafındadır!" dedi.

Ebû Cehîl'in miğferini kafasından çıkarırken, "Ey Ebû Cehîl! seni öldüreceğim" dedi. Ebû Cehîl, "Sen kavminin ulusunu öldüren kölelerin, ilki değilsin! Fakat bu gün senin beni öldürmen, doğrusu bana çok ağır ve çetin geldi. Ben, Hılfü'l-Fudül veya Mutayyibin'de bir adam tarafından öldürülmemi ne kadar arzu ederdim" dedi. [190]

Ebû Cehîl'in başı kesilip huzura getirilince, Resülullah, Allah'a hamd-ü sena etti:

" Hamd olsun O Allah'a ki, kuluna yardım etti, dinini üstün kıldı. Allah'ım! Bana olan va'dini yerine getirdin. Hakkımdaki ni'metini de tamamla " dedi. Zehebî'nin tespitine göre, Resul, Ebû Cehîl'in ölüsünün yanma kadar gitti. Onun üzerine dikildi.

" Hamd olsun O Allah'a ki seni zelil ve hakîr kıldı,  ey Allah'ın düşmanı! Bu, bu ümmetin Firavn'ı idi" dedi. [191]

 

Dipnotlar

159 Yasin, Ebü Cehil, s.40.

160 İbni Hişam, I/ 62.

161 Yasîn, Ebü Cehil, s.62.

162 İbni Kesîr, es-Sîre, I/ 244.

163 Yasîn, Ebü Cehil, s. 39.

164 a.g.e., s. 63.

165 a.g.e., s. 66.

166 Beyhakî, Delaili'n-Nübüvve, II/ 98, 2.B, 1983 Kahire, Daru'1-Fikr.

167 Yasîn, Ebü Cehil. s. 71.

168 Müddessir, 74/30.

196 Kurtubi,XlX/81.

170 a.g.e., XVI/ 150.

171 Kıyame, 75/34, 35.

172 Duhan, 44/4 9.

173 Bekir Karlığa, Bedrettin Çetiner, Hadislerle Kur'an-ı Kerîm Tefsiri, III/ 7199, İst. 1983, Çağrı.

174 Kurtubî, XVI/158-159

175 Furkan,25/41

176 Casiye, 45/7, 8.

177 Asım Köksal, II/ 76.

178 Kurtubî, XVI/ 170.

179 İbni Kesir, es-Sîre, I/ 360.

180 Delail, II/.313; İbni Kesîr, es-Sîre, I/ 443.

181 a.g.e., s.445.

182 a.g.e., s.470

183 a.g.e., s.474

184 a.g.e., s.475

185 a.g.e., aynı sayfa.

186 a.g.e., s 474

187 Buhari, Meğazî, Bab.8.

188 İbni Kesîr, es-Sîre, I/ 475.

189 Buharî, Meğazî, Bab.8.

190 İbni Kesîr, es-Sîre, I/ 475

191 Delail, II/ 362.

 

icindekiler
ana sayfa