ALAK SÜRENİN kİmlİğİ
A- NUZÜL SEBEBİ VE BU KONUDAKİ İHTİLAFLAR
Alak süresinin sebeb-i nüzulünü iki açıdan incelememiz gerekmektedir.
a- Sürenin aynı zamanda vahyin başlangıcını teşkil
eden 1-5. ayetler arası
hakkında zikredilen rivayetler.
b- Sürenin geri kalan kısmında geçen nüzul sebebi rivayetleridir. Zira sürenin bu iki bölümü arasında tam olarak belli olmayan bir vakit geçmiş, nüzul açısından bir kopukluk yaşanmıştır. Bu sebepten, sürenin nüzul sebebi ile alakalı rivayetleri iki başlık altında inceleyeceğiz.
l- SÜRENİN 1-5 AYETLERÎYLE İLGİLİ RİVAYETLER
Sürenin ilk beş ayetiyle ilgili iniş sebeplerin! içeren değişik rivayetler, muhtelif sîret, tefsir ve hadis kitaplarında zikredilmiştir. Rivayetler ana konu olarak vahyin başlangıcını anlatmaktadır. Ancak rivayetler arasında bazen ifade, bazen de tafsilat farkı bulunmaktadır.
Vahyin başlangıcını anlatan hadisin ve tercümesi aşağıda verilmiştir.
Müminlerin anası Hz Aişe şöyle demiştir: Resülullah'a gelen ilk vahyin başlangıcı, uyku halinde görülen sadık rüya seklinde idi. Hangi rüyayı görse mutlaka gün aydınlığı gibi çıkardı.
Sonra ona yalnızlık boş gösterildi. Hira dağına gidip mağarada pek çok gece tek kalıyor, ibadete koyuluyordu. Bunun için de yanma azık alırdı. Sonra Hatice'nin yanına gelir ve yine azığını alır giderdi.
Nihayet Hira mağarasında iken "Hak" (Melek) aniden ona geliverdi. Melek ona gelip dedi ki: Oku! Resülullah (a.s) cevaben : "Ben okuyamam, "dedi. Resülullah (a.s) der ki: Melek beni aldı. Takatim kesilinceye kadar sıktı. Sonra bıraktı ve oku dedi. Ben okuyamam ki, dedim. Bunun üzerine üçüncü kez tutup sıktı, takatımı kesti. Ve bırakıp dedi ki:
"Yaratan Rabb'in adıyla oku. O insanı
Alak'tan yarattı. Oku, Rabb'in en büyük kerem sahibidir. O kalemle öğretti,
insana bilmediğini öğretti. "
Allah'ın Resul’ü kendine vahy edilen bu ayetlerin dehşetinden titreye titreye hanımı Hatice binti Huveylid'in yanına geldi. "Beni örtün, Beni örtün" dedi. Kendisini örttüler. Korkusu geçince olayı Hatice'ye anlattı. "Başıma bir şey gelmesinden korkuyorum " dedi. Hatice: "Korkma, Allah seni asla utandırmaz, çünkü sen akrabayı ziyaret eder, işini görmekten aciz olanların ağırlıklarını yüklenirsin, yoksula bakarsın, misafiri ağırlarsın. Haksızlığa uğrayanlara yardım edersin " dedi ve onu amcasının oğlu Varaka b. Nevfel b.Esed b. Abdi'l- Uzza'y a götürdü.
Varaka cahiliyye döneminde Hıristiyanlaşmış, İbrani’ce okuma yazmayı bilen, İncil'den, Allah 'in nasip ettiği kadar bir şeyler yazan, gözleri kör olmuş ihtiyar bir insandı. Hatice, Ey Amcam oğlu! Kardeşinin oğlu ne diyor. Bir dinle bakalım diyince, Varaka, Ey kardeşimin oğlu! Ne gördün, diye sorar. Hz. Muhammed gördüklerini anlatınça şöyle dedi: "Bu sana gelen Allah’ın Musa'ya indirdiği Namus 'tur. Keşke kavmin seni yurdundan çıkaracakları zaman ben genç ve bayatta olsam". Hz. Muhammed, "Onlar beni çıkaracaklar mı?" diye sordu. Varaka, "Evet, zira senin getirdiğin gibi bir şey getiren herkese düşmanlık dilmiştir. " Eğer o günlere yetişirsem sana çok yardım ederim." Sonra çok geçmeden Varaka öldü.[63]
Vahyin başlangıcını değişik varyantlarla anlatan rivayetlerin ittifak ettiği noktaları şöyle sıralayabiliriz.[64]
a- Resul (s.a-v.)'in uykuda görmüş olduğu sadık rüya, inecek ilk vahy için bir başlangıç ve hazırlık olmuştur.[65]
b- Allah (c.c.), Resulüne yalnızlığı sevdirmişti. Resul (s.a.v.), Hira mağarasında pek çok gecelerin! ibadetle geçiriyordu.
c- Bir melek mağarada aniden Resül’e belirmiş, Alak süresinin ilk ayetlerini okumuştur.
Zikrettiğimiz "vahyin başlangıcı" hadisinin değişik varyantlarından,[66] ihtilaf gibi
gözüken bazı sorular ortaya çıkmaktadır.
l-Melek ilk
karşılaşmada Risalet'i açıkça
Muhammed (s.a.v.)'e müjdelemişmidir
Yoksa herhangi bir bildirim yapmadan, Alak süresinin ilk ayetlerini mi okumuştur?
Buharî ve Müslim'in rivayetlerine baktığımızda açıkça bir Risalet müjdesi görmemekteyiz. Ancak Alak süresinin ilk ayetleri kendisine vahy edilmiştir.[67]
İbni İshak'ın rivayetine göre, böyle bir bildirim vardır. Zira Resul (s.a.v.), ilk vahy kendisine tebliğ edildikten sonra dışarı çıktığında, yerle gök arasında duran Cibril'i görür. Cibril, açık bir ifadeyle ona, Sen Allah'ın Resulüsün. Ben ise Cibril'im demektedir.[68]
Taberî'nin rivayetine göre, Risaletin müjdelenme olayı, özellikle ilk buluşmada, ayetlerin tebliğinden önce gerçekleşmiştir. Bu müjde, ilk ayetler inmeden önce bir kaç defa tekrarlanmıştır. [69]
Bu ihtilafın çözümünde en uygun görüş; Resul (s.a.v.) ilk karşılaşmada "Risaletle müjdelenme gerçekleşmemiş, Alak süresinin ilk ayetleri kendisine vahy edilmiştir. Bu iddiaya iki açıdan destek bulmak mümkündür.
a) İbni İshak'ın, Risalet'in açık bir ifadeyle ilk buluşmada ifade edildiği rivayeti, Cerh Ta'dil açısından eleştirilmiştir, İbni İshak, hadisi Ubeyd b. 'Umeyr'den rivayet etmiştir. Ubeyd ise Tabiî’nin büyüklerindendir. Bu zincire göre senette sahabi bulunmamaktadır. Hadis Mürsel dir. Mürsel hadisin mertebesi, Sahih hadisten düşüktür. Sahih bir rivayet varken bu tip bir hadis tercih edilemez.
b) Taberî'nin, Risaletin açık bir ifadeyle ilk buluşmada ifade ettiği rivayet de eleştirilmiştir. Çünkü hadisi rivayet edenlerden birisi Nu'man b. Raşid'tir. Bu zat, İbni Mu'în, Nesai, Kattan tarafından zayıf olarak kabul edilmiş, Buharî, onun ismini Kitabu'd-Duafa' da zikretmiştir.[70]
2- Melek
ilk geldiğinde, Resul (s.a.v.) uykuda mıdır, uyanık mıdır ?
Buharî ve Müslim'in rivayetlerinde bu konuyu açıklayacak herhangi bir bilgi yoktur. Taberî'nin rivayeti, Buharî ve Müslim'in rivayeti gibidir. Ancak fazlalık olarak " O (Resul) ayaktaydı." ibaresi vardır, İbni İshak'ın rivayetinde ise, Melek geldiğinde Resul'un uyumakta olduğu zikredilir.[71]
Bu rivayetlerden "Resul'ün (s.a.v.) in o anda uyanık olduğu" görüşü daha ağırlık kazanmaktadır. Zira Kuran’ın vahyinde asıl olan, vahyin tümü Resül'e, "Yakaza-Uyanık" halde inmesidir. Ancak vahy geldiğinde metafizik alemle bağlantı kurmasının tabi neticesi olarak onda bir takım değişiklikler oluyordu. Bu durumu göz önüne alan bazı müfessirler "Uykuda inen ayetler" diye bir başlık kullanarak "Kevser" süresinin inişini buna misal vermişlerdir.[72] Ancak tek misali bulunan bu görüş kabul görmemiştir.
Uyku olarak zan edilen hal ise vahy ile bağlantılı değerlendirilmiştir.[73]
3- Cibril, Muhammed'e geldiğinde yamada herhangi bir kitab var mıdır? Buharî, Müslim ve Taberî'nin rivayetlerinde böyle bir şey zikredilmemiştir. İbni İshak'ın rivayetinde ise, "ipek parçasıyla örtülmüş bir kitap" ifadesi vardır.[74]
İbni İshak'ın rivayetinde zikredilen " ipek parçasıyla örtülmüş bir kitap " ifadesi Kur'an nassına uygun düşmemektedir. Resul, Kuran’da da zikredildiği gibi [75] okuma yazması yoktu. Buna göre okunacak bir kitabın getirilmesinde fazla bir mana gözükmemektedir. Zaten vahyin devam ettiği senelerde de okunulan bir kitabın, Cibril tarafından getirilmediği Kur'an ayeti ile tespit edilmiştir." Eğer sana kağıt üzerinde yazılı bir kitap indirmiş olsaydık da onu elleriyle tutsalardı, yine inkar edenler, "Bu apaçık bir büyüden başka bir şey değildir" derlerdi.[76] "
4- Muhammed
(s.a.v.) in Cibril ile olan konuşmasında verdiği cevaplardaki
"okuyamama" olayı bir istifhama mı, yoksa nefye mi delalet
etmektedir ?
İbni İshak'ın rivayetinde üçüncü cevapta kullanılan " Ma za Akrau –Ne okuyayım?" ifadesi açık bir istifhamı göstermektedir.
Taberî'nin rivayetindeki "Ma akreu" ifadesi, her ne kadar nefy olarak yorumlanabilse de, istifham kokusu da vardır. Buharî ve Müslim'in rivayetindeki “Ma ene bi kariin” ifadesi, nefy i yani okumaya gücü yetmediğini ifade etmektedir.
İbni İshak'ın rivayetinde kullanılan Ma za Akreu-Ne okuyayım " rivayetindense diğer rivayetlerde geçen“Ma ene bi kariin-Ben okuyamam " rivayeti tercihe daha yakındır. Zira "Ne okuyayım" ifadesinde, "daha önce okuma bilen ancak o an okuyacağı şeyi bilemeyen" manası çıkmaktadır. "Okuyamam" ifadesinde ise "okuma yazma melekesinin kendisinde olmadığını" ifade etmektedir. Resul, Kuran’da zikredildiği üzere Vahy'den önce hiç bir şekilde okuma yazma bilmiyordu.[77]
5- Muhammed (s.a.v.) ilk karşılaşmada kendisine gelenin Cibril olduğunu bilmiş midir? Yoksa sonradan dolaylı yollardan mı bunu öğrenmiştir ?
Buharî ve Müslim'in rivayetlerinde "Cibril", isim olarak zikredilmemiştir.İbni İshak ve Taberî'nin rivayetinde ise, ilk karşılaşmada onun Cibril olduğunu tanımıştır. [78]
Bu rivayetlerden tercihe uygun olan. Resulün bu ilk karşılaşmalarında gelen meleğin Cibril olduğunu bilmiyor olmasıdır. O günleri kendi ağzından anlattığı rivayetlerde, ya, "Melek" lafzını "ya da işaret zamirini kullanarak Cibril ismini zikretmemiştir.[79]
2- SÜRENİN 6-19 AYETLERİYLE İLGİLİ RİVAYETLER
Alak süresinde iniş sebebini verdiğimiz ilk beş ayetle, onu takip eden ayetler arasında nüzul açısından, zaman farklılığı olduğu bir gerçektir. Bu farkı tam olarak tespit etmek pek mümkün görülmemektedir. Ancak, en azından ilk beş ayetin dışında kalan ayetler " Aleni davet " [80] emrinden sonra inmiştir diyebiliriz.
Surenin ikinci kısmıyla bağlantılı "iniş Sebeplerini"'aşağıda sunuyoruz.
Buharî, vahyin başlangıcı hadisini zikrettikten sonra; "Bab 4" diyerek bir başlık atmış ve İkrime, İbni Abbas (r.a.) tarikiyle şu hadisi sebebi nüzul olarak zikretmiştir;
"İbni
Abbas'dan (r.a.) : "Ebû Cehîl, eğer Muhammed'in Kabe'de namaz kıldığını
görürsem muhakkak onun boynunu çiğnerim demişti. Bu haber, Nebî (s.a.v.)
geldiğinde şöyle demiştir: "Şayet Ebû Cehîl bunu yaparsa muhakkak
onu azap melekleri yakalar:[81]
Müslim'in rivayetine göre fazla bir zaman geçmeden Ebû Cehîl böyle bir olaya cüret etmiş, namaz kılmakta olan Peygamber (a. s)'ay aklaşır yaklaşmaz hemen elini kendisine siper ederek gerisin geriye kaçmıştır. "Sana ne oldu?" diye soranlara;
"Benimle Muhammed arasında ateşten bir hendek açıldı, korkunç bir takım kanatlılar göründü" diye anlatmıştır.[82]
Tirmizî ise "Kitabu Tefsiri'1-Kur'an" 85.babta bu süreyle bağlantılı olarak 2 hadis zikretmiştir.
1.Rivayet, yukarıda geçen zebani hadisidir.
2.Rivayet, îkrime, İbni Abbas kanalıyla şu hadisi zikretmiştir.
"İbni Abbas’dan rivayet edildiğine göre; Hz. Peygamber (a.s), bir keresinde Kabe'de namaz kılıyordu. Ebû Cehil sinirli bir şekilde gelerek ben sana bunu (namaz kılmayı) yasaklamadım mı? diye sordu. Peygamber (s. a. v.) de ondan yüz çevirdi. Ebû Cehîl, "Hiç kimsenin benden daha fazla taraftarı olmadığını gayet iyi biliyorsun " diyince, Allahü Teala " O zaman o gitsin de taraftarlarını çağırsın. Biz de zebanileri çağırırız " ayetini indirdi. İbni Abbas der ki; "Vallahi şayet o, meclisini çağıracak olsaydı Allahü Teala'nın zebanileri onun canını alacaklardı." [83]
Dipnotlar
63 Mesela: 91-92 döneminde
konulu tefsir olarak Dr. Abdül Vehhab Abdü'l Ata'nın "Riayetü'l-
Kur'ani'l-Kerîm
li'1-Mer'e'", yine aynı müellifin " eş-Şeytan ve Adavetuhü li'l-
insan ve
Keyfıyyetu't-Tahallüsi
minhu ala Dav'i Ma Cae fı'l-Kur'-ani'l-Kerîm" adlı kitablan, tahlili
tefsirde ise Furkan süresi
okutulmuştur.
64 Buharî, Kitab-u
Bed'il Vahy, Hadis no:3.
65 Alak süresinin ilk
ayetleriyle bağlantılı bu hadis, değişik varyantlarda zikredilmiştir,
Buharî, Bedi'l-
Vahy, Hadis No:3; Müslim, Kitabu'1- İman,
Hadis No: 252; İbn Hişam, Sîre, I/ 254, Taberî,Camiu'l-Beyan, XXX/ 138.
66 Hazîn, 421.
67 a.g.e.
68 a.g.e.
69 a.g.e.
70 Ahmed b. Abdillah el- Hazrecî,
Hulasatu Tehzîbi'l- Kemal fi Esmai'r- Rical,s. 345, Beyrut 1971, Mektebetü'l-
Metbaatu'l- İslamiyye. Taberî'nin bu rivayetinde kabul edemiyeceğimiz başka
bir ifade ise "Muhammed (s.a.v.) melek tarafından Risalede müjdelendiğinde,
Resul 'ün intihara yeltenmesi" konusudur. Çok büyük bir şeref olan
Risalet, kendisine müjdelendiğinde bu şerefe layık görülen bir zat niçin
basit insanların tenezzül ettiği bir duruma kendisini sokacaktır. Zaten
Resul, vahy gelmeden önce psikolojik olarak bu büyük göreve "mağarada
uzun zaman kalarak" hazırlanmıştır Ancak Buharî’de de buna benzer
bir rivayet vardır. Vahyin başlangıç hadisini Hz.Aişe den bir çok yoldan
rivayet eden Buharî, bir rivayetinde: intihara yeltenme olayını işlemiştir.
Bu rivayet, Ma'mer, Zührî, Urve kanalıyla gelmiştir. Ancak o hadisinde zayıf olduğu çeşitli
delillerle ispat edilmiştir. Recep Sakar, es-Siretu'n-Nebeviyye, s. 149, Kahire
1990, Daru't-Tıbaa el- Muhammediyye.
71 Buharî, Bedi' l- Vahy, Hadis No:3; Müslim,
Kitabu'l-İman, Hadis No: 252; İbni Hişam, Sîre, I/ 255;
Taberî, Camiu'l-Beyan, XXX/ 138.
72 el-İtkan, I/ 30.
73 a.g.e., aynı sayfa.
74 a.g.e.
75 A'raf, 7/157.
76 En'am, 6.
77 Ankebüt, 29/48.
78 a.g.e.
79 Buharî, Be'du'1-Vahy, Hadis No: 3.
80 Şua'ra, 26/214
81 Buharî, Tefsîrul-Kur'an,
4/1; Tirmizî, Tefsîrul-Kur'an, 85/ 3348, 3349
82 Müslim.Sıfatu'l-Munafikün
ve Ahkamuhüm,6/2797.
83 Ebî İsa, Muhammed b. İsa b.Sevre, Sünenü't-Tirmizî, Tefsîru'l-Kur'an, 85/ 3348.