|
ÖLÜM
VE HATIRLATTIKLARI
Muhterem
Mü'minler!
Allahü Teala yarattığı her canlı için belli bir yaşam süresi koymuştur.
Bu sürenin sonuna ecel denir. Her ne suretle dursa olsun ecel dediğimiz
vakit gelince, ölüm olayı meydana gelir. Bir dakika bile sonraya geciktirilmez.
Her canlı için ölüm bir gün er geç gelecektir. Yaratan ve yaşatan Allah
(c.c.) olduğu gibi, öldüren de yani ölümü yaratan da odur. Ondan başka
bir yaratıcı ve öldürücü yoktur. Ölüm Allah'ın emridir, hüküm onundur.
"Biz Allah'ın kullarıyız ve ona döneceğiz.."[1]
Ancak, hiç kimse nerede ve ne zaman öleceğini bilemez. Yaşlandıktan sonra
ölüm gelebileceği gibi, çok erken yaşlarda gelmesi mümkündür.
Aziz Mü'minler!
Ölüm olayı, ruhun bedeni terk etmesi ve insanın bu dünyadan ahirete göç
etmesi demektir. Diğer bir ifadeyle insanın dünyasını değiştirmesidir.
Ölen bedendir, ruh ölümsüzdür.
Ölüm ve cenaze ile ilgili dini merasimlere; bilgisizlik ve eski kültürlerin
etkisi sebebiyle bazı bid'at ve hurafelerin karıştığı görülmektedir. Cenazenin
arkasından alkış tutulması, şarkı ve türkü söylenmesi, cenazenin, tabutun
ve kabrin başında çalgı çalınması, cenazeyi taşırken yüksek sesle zikir
yapılması, mezarda para dağıtılması veya para toplanması, mezarlara bez
bağlanması, mum yakılması gibi İslam'ın ruhuna uygun olmayan davranışlar
İslam dinine sonradan sokulmuş bidatlardır. Bunların ölüye hiçbir faydası
yoktur.
Sevgili Peygamberimiz şöyle buyuruyor, "Ölüyü üç şey takibeder;
ehli, malı, ameli, bunlardan ikisi geri döner, biri ölüyle kalır. Dönenler
ehli ve malı, kalan ise; amelidir."[2]
Bu dünyada
insan, mümin olarak yaşayıp mümin olarak ölmek için gayret etmelidir.
Dünyada bir eser ve hoş bir seda bırakarak ölebilirsek ne mutlu bizlere.
Geride kalanlara düşen görev; ölenin ailesine taziyede bulunmak, onlara
yemek ikram etmek, ölenin borcunun ödenmesine yardımcı olmak, vasiyetini
yerine getirmek, ölü için dua etmek, hayır hasenatta bulunmak, geride
bıraktıklarını, dost ve arkadaşlarını gözetmek, kabirleri ziyaret etmek
suretiyle ibret almaktır. Zira musalladaki her cenaze, ziyaret edilen
her kabir, en etkili hatipten daha tesirlidir.
Hutbeme Al-i imran Süresinin 185. Ayetinin mealiyle son veriyorum: "Her
canlı ölümü tadacaktır. Ve ancak kıyamet günü yaptıklarınızın karşılığı
size tastamam verilecektir. Kim Cehennemden uzaklaştırılıp Cennete konursa
o, gerçekten kurtuluşa ermiştir..."[3]
[1]
Bakara Süresi: 156
[2]
Buhari
Rikak 42, Züht 5
[3]
Al-i
İmran Süresi: 185
|