|
İSLAMDA
DİN VE VİCDAN HÜRRİVETİ
Muhterem
Müslümanlar!
Yaratılmışların en şereflisi olan insanın; yeme, içme ve barınma gibi
maddî ihtiyaçlarının yanında, inanma ve ibadet etme gibi manevi ihtiyaçları
da vardır. Çünkü insan, Allah'a ibadet etmesi için yaratılmıştır (Zariyat
Süresi: 5). Yüce Allah (c.c.); her şeyi insan için var etmiş ve
insana sayamayacağı kadar çok nimet vermiştir. İbadet görevini yapabilmesi,
salih ameller işleyebilmesi, kötülüklerden korunabilmesi böylece dünya
ve ahiret mutluluğunu sağlayabilmesi için insana akıl, irade, vicdan,
iyiyi ve kötüyü, doğruyu ve yanlışı birbirinden ayırabilecek yetenek vermiş,
bununla yetinmemiş ilk insandan itibaren rehber olmak üzere peygamber
ve kitaplar göndermiştir.
Peygamberle insanları iman, ibadet, takva, güzel ahlak ve iyi işler yapmaya
ve günah olan söz, fiil ve davranışlardan sakınmaya davet etmişler, ancak
onları bu konuda zorlamamışlardır. Çünkü Yüce Allah (c.c.), insanı; malı
ve evladı, hayır ve şer, iyilik ve kötülük... kısaca hayatı ve ölümü ile
imtihana tabi tutmuştur, imtihan halinde olan insanın iradesinde hür olması
gerekir. Nitekim Yüce Allah Kur'an'da: "(Ey Peygamberim! insanlara)
de ki: Hak Rabb'inizden (gelmiş)tir. Öyle ise dileyen iman etsin dileyen
inkar etsin" buyurmuştur. (Kehf Suresi: 29)
Bu hürriyet içerisinde iman edenler de inkar edenler de olmuştur. Allah
(c.c.) insanları iman ve ibadete zorlamamıştır. Çünkü dinde zorlama yoktur.
(Bakara Suresi: 256) Eğer zorlasaydı yer yüzünde
iman edip ibadet etmeyen hiç kimse bulunmazdı. Bu gerçeği Yüce Allah Kur'an'da
şöyle bildirmektedir: "(Ey Peygamberim!) Eğer Rabb'in dileseydi
yer yüzündekilerin hepsi elbette iman ederlerdi. O halde sen iman etsinler
diye insanları zorlayacak mısın?" (Yunus Suresi:
99)
Peygamberler, insanları dine zorlamak için değil, dini tebliğ etmek ve
din kurallarını sözlü ve uygulama olarak açıklamak üzere görevlendirilmiştir:
"(Ey Peygamberim!) Sen ögüt ver. Çünkü sen ancak öğüt vericisin,
insanların üzerinde bir zorba değilsin" (Ğaşiye
Süresi: 21-22) ayeti bu gerçeği ifade etmektedir.
Aziz Müslümanlar!
İman edip, ibadet eden veya inkar edip isyan eden kişi her ne yaparsa
kendisi için yapmış olur. Peygamber, sadece insanları hakka, doğruya,
iyiye ve güzele davet eder, onlara yol gösterir, inkar edip isyan edenlerin
dünya ve ahiretteki cezalarını, iman edip ibadet edenlerin de mükafatlarını
bildirir. İman ve ibadeti veya inkar ve isyanı tercih edecek olan insanın
kendisidir. İnsan bu tercihine göre mükafat veya ceza görecektir.
İman ve ibadetin Allah katında kabul olması için zorlama olmadan kişinin
hür iradesiyle ihlas ve samimiyetle yapılması gerekir. Zorlama ile ne
iman olur ne de ibadet. Zorlama ile yapılan iman, gerçek iman değil, zorlama
ile yapılan ibadet de gerçek ibadet değildir. Onun için Yüce Allah (c.c.),
din konusunda zorlama yapmayı yasaklamıştır.
Değerli Müminler!
Yüce Allah, insanları iman ve ibadet etmeye zorlamayı yasakladığı gibi,
iman ve ibadet etmek isteyen herhangi bir insana engel olmayı da yasaklamıştır.
Çünkü insan, doğuştan din duygusu ile yüklü olarak yaratılmıştır. Hak
veya batıl, doğru veya yanlış, her insanın bir inancı vardır. Müslüman
olarak bize düşen görev; dinimizi öğrenmek, yaşamak, hikmet ve güzel öğütle
insanlara anlatmaktır, insanları dine zorlamaya hakkımız olmadığı gibi,
iman ve ibadetleri sebebiyle kınamaya veya iman ve ibadet etmelerine engel
olmaya da kimsenin hakkı yoktur.
Hutbemize şu ayet meali ile son verelim: "Kim salih bir amel işlerse,
kendisi için işlemiş olur, kim de kötü bir amel işlerse, kendi aleyhine
yapmış olur. " (Fussilet Suresi: 46)
|